Mehmet AKBACAK

Tarih: 27.01.2023 21:41

SEÇİM GÜNÜ BELLİ OLDU ADAYDAN SES YOK!   

Facebook Twitter Linked-in

SEÇİM GÜNÜ BELLİ OLDU ADAYDAN SES YOK!                                                                      

             2019’dan bu yana muhalefet ne zaman ağzını açsa erken seçim diye tutturdu. Hükümet yetkilileri de her zaman seçim zamanında yapılacak diye cevap verirdi. Seçimlerin 23 Haziran yerine 14 Mayıs’da yapılacağı ilan edilince muhalefet hemen itiraz etti. 6 Nisan’dan sonra yapılacak seçimlere evet demeyeceklerini bildiren muhalefet, bir yandan da Erdoğan’ın tekrar aday olamayacağını dillendirmeye başladılar. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın adaylığını tartışma yapmayalım diyerek noktayı koydu. Bazıları maalesef Kılıçdaroğlu’na Erdoğan’ın adamı diyecek derecede adileştiler. 

          26 Ocak günü 6’lı masa Akşener’in ev sahipliğinde toplanacaklar. İmamoğlu’nun 15 günlük Anadolu gezisi parti içinde büyük tartışmalara neden oldu. Yavaş’ın adaylık konusunda açıkça geri çekilmesi, İmamoğlu’nun gezilerini iptal etmesi, Akşener’in ikna edilmesiyle Kılıçdaroğlu’nun adaylığı önündeki bariyerler ortadan kalkarken, hala bazıları sürpriz sonuçlarla karşılaşabilirsiniz diyorlar. HDP’nin, kendi adayımızı açıklayacağız derken, bir yandan da 6’lı masaya yeşil ışıklar gönderiyor. Halbuki seçim günü belli olsun 2 gün içinde adayımızı açıklarız demişlerdi. Seçim günü belli oldu ama muhalefetin adayından ses yok. Anlaşılan pazarlıklar hala devam etmekte Şubat ayının ortalarını bulur diyorlar. Kamuoyu ve bilhassa muhalif seçmenler belirsizlikten şikayetçiler… Aday bulmakta anlaşamayanlar yarın ülkeyi yönetirken nasıl anlaşacaklar diye sormadan edemiyorlar.

                                          NE ERDOĞAN’MIŞ BE!

        İsveç’de Kuran-ı Kerim’in yakılması, Erdoğan’ın maketinin idam edilmesi kamuoyunda infial yaratırken, bazıları da utanmadan sıkılmadan bu olaylar kimin işine yarıyor derken sanki Erdoğan yaptırıyor algısını yaratmaya çalışıyor. Hatta daha da ileri giderek ‘Hrıstiyanlar’ Erdoğan’ı destekliyor diyerek nefret suçu işlemekten de kaçınmıyorlar. Geçen seçimlerde de Hollanda yardım etmişti diyorlar.

         İsveç Başbakanı; “ Bu eylemi yapanlar bizim Nato’ya girmemizi engellemeye çalışıyor. Biz çirkin buluruz dediler” ama ondan sonra ifade özgürlüğü diyerek işin içinden çıkmaya çalışıyorlar. Buna karşılık Gezi Kalkışmasında Osman Kavala ve Ekim katliamından sorumlu olan Demirtaş içinde ifade özgürlüğü adı altında teröre destek veriyorlar. Yine bugünlerde küresel güçlerin ekonomisti olarak ün yapan adam bakın ne diyor; “ Osman Kavala, Selahattin Demirtaş hemen bırakılsın. S-400’ler depoda kilitlensin. Merkez Bankası’nın faiz artırımına izin verilsin. Türkiye’nin bütün sorunları çözülür umudundayım”.  Biraz daha konuşsa doğal gaz, petrol aramaları durdurulsun, İHA’ların, SİHA’ların yapılmasına son verilsin diyecektir.

                                     AKŞENER DİYARBAKIR’DA

          Akşener Diyarbakır İl kongresine katılmak için Diyarbakır’a gitti. Gittiği yerlerde şehir merkezinde dolaşır, esnafa hal hatır sorardı. Diyarbakır’da kongre salonuna gitmiş, konuşmasını yapıp geri dönmüş. Konuşması siyasi çevrelerden tepki gördü. “Mesele silahlara veda ve kan dökmeye tevbe etmekse, mesele her türlü musibetin karşısında çelikten sarsılmaz bir biz olmaksa, sırtınıda kalbini de o sağlam bize yaslamaksa biz varız” demiş. Şunu sormayalım mı? Kim kan döküyor ve kim silahlara veda edecek. Burada bir terör örgütü var, bir de ülkenin güvenliğini sağlayan güvenlik görevlilerimiz var. Ha şunu söyleseniz bizde destekleriz. PKK şartsız, şurtsuz silahları bırak deseydiniz. Erdoğan silahları bırakın, ülke dışına çıkın dediği için, PKK’yla işbirliği yapıyor diye kıyameti koparmıştınız. Bugün Millet İttifakı’na destek veren bazıları da PKK’ya ne aldınız da silah bırakıyorsunuz diye akıl veriyorlardı. Anaların sesiyim diyen Akşener Diyarbakır’ı analarını neden ziyaret etmedi. Masa altı ittifak rahatsız olmasın diye mi acaba?

        HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’da yaptığı konuşmada; “Bu iktidar savaş politikalarıyla ayakta kalmaya çalışıyor. Bu nedenle savaşa hayır diyoruz” diyor. Hangi devlet terör örgütüyle mücadele etmez. Savaş ise iki meşru silahlı güç arasında olur. Mithat hocam sen ne kadar barış desende HDP’nın iplerinin kimin elinde olduğunu bilmemezlikten gelemezsin. Yapacağın en hayırlı iş teröre açıkça tavır koymandır. Yoksa söylediğin herşey teferruattan öteye geçmez. Kalın Sağlıcakla.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —