Mehmet AKBACAK

Tarih: 24.05.2021 21:03

SAVUNDUĞUNUZ BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ NEREDE?

Facebook Twitter Linked-in

      Yıllardır basın özgürlüğü adına ahkam kesenler, tepemizde boza pişirenler son İsrail’in Filistin katliamında takındığı tavırlarına bakarsak, ne kadar iki yüzlü davrandıklarını görürüz. 66’sı çocuk olmak üzere 200’ü aşkın insanı katleden İsrail’i desteklemeleri insanın kanını  donduruyor. “Amerikan Associated Pres (AP) haber ajansı, İsrail’in Şeyh Cerrah’ta Filistinlilere yönelik uygulamalarını ve medyanın bu süreci ele alma biçimini eleştiren Emily Wilder isimli muhabirin işine son verildi”. Ayrıca “ Almanya’da İsrail karşıtı gösterilere izin verilmeyeceği açıklandı. Almanların uluslararası yayın kuruluşu Deutsche Welle’de personele bilgilendirme notu gönderilerek İsrail’i eleştiren haberlere yasak getirildi”. Yıllardır savunur göründüğünüz basın özgürlüğü nerede?. Yoksa bizim gibi ülkelere sopa göstermek için kullandığınız bir silah mı?.

     BİDEN KOALİSYONU İŞ BAŞINDA

     ABD başkanı seçilmeden önce Erdoğan’ı darbeyle değil seçimle devirmek için tüm muhalefeti birleştireceğiz demişti. Bakıyoruz; bu planın devreye sokulduğunun ipuçlarını görmekteyiz. Yıllarca Erdoğan’ın liderliğinde cumhurbaşkanı, başbakan, dışişleri, ekonomi bakanı olmuş insanların bir muhalif gazetecinin deyimiyle AK Parti’den oy çalmak için parti kurmaları ve 24 saat boyunca Erdoğan’ı kötülemek için sürekli propaganda yapmaları, düne kadar birbirlerine ağır hakaretler edenlerin yapay birlik oluşturmalarının ülkeye ne yarar sağlayacakları merak konusu. Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu bir TV kanalında; “ Önce Erdoğan’ı devireceğiz, sonra anayasa değişikliği ile güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçeceğiz” diyor. Gazeteci soruyor, anayasa değişikliği için 400 veya referandum için 360 milletvekili gerek. Varsayalım eski sisteme geçildi. AK Parti’nin oy oranı % 40 civarında, seçim olunca AK Parti tekrar iktidar olur deyince; çaresizlik içinde başka ne yapalım diyor. Başka ne yapacak, ülkede kaos yaratmaktan başka. Bir tanesi de ben zamanında muhalefet için çalıştım ama Erdoğan’a da cumhurbaşkanlığı için oy verdim diye pişkin pişkin anlatıyor. Ana muhalefet partisi başkanı da kah aday olacağım diyor, kah ittifak belirler diye ikircikli davranıyor. Apartmana yeni taşınmış komşular gibi her gün birbirlerine gidip geliyorlar. Hala hazırlıyoruz dedikleri güçlendirilmiş ne parlamenter sistemi, ne de yeni anayasa taslağını hazırlayıp ortaya çıkaramadılar. Bir tek düşünceleri var. HDP’yle ittifak içinde görünmeden nasıl ittifak yapabiliriz derdindeler. Yavaş yavaş milliyetçi tabanı ısındırmaya çalışıyorlar. Neymiş; cumhurbaşkanlığı seçiminde sicili temiz bir, iki kişiye bakanlık verilebilirmiş. Sicil kağıdını Kandil’den mi alacaksınız. PKK’nın onayı olmadan HDP’de çaycılık bile yaptırmazlar adama efendi! Sen bunu bildiğin halde PKK’nın sözcüsünü nasıl iktidara taşırsın. O kadar gözleri kararmış ki; Erdoğan’ı Netanyuh’a benzetecek kadar şirazeden çıkmışlar. Ama seçmen de bunun hesabını sorar ve sordu da. İşte böyle zor durumda kalınca adamlarını soru soranlara da saldırtıp sonra da saldırıya uğradım diyemezsin. Yalnız Rize’de değil Türkiye’nin her yerinde bu soruyla karşılaşacaksın. Senin peşini bırakmaz, onun için yol yakınken seçmenden özür dilemelisin sayın Akşener! Seçmende rahatlar, İ.P tabanı da rahatlar.

Kalın Sağlıcakla.

        

 



Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —