Menü ÇERKEŞ VUSLAT HABER - ÇERKEŞ'İN GÜÇLÜ SESİ
Mehmet AKBACAK

Mehmet AKBACAK

Tarih: 11.03.2021 12:37

HASTANE KAPISINDAN SONRA SIRA MAHKEME KAPISINDA!

Facebook Twitter Linked-in

Çocukluğumdan bu yana insanlar iki kapıdan dert yanarlardı. Biri hastane kapısı, diğeri de mahkeme kapısı.. Daha doğrusu birisinde canınla, diğerinde hem canınla, hem de malınla sorunun vardır. Öyle dramlar yaşanır ki işin sonunda Allah düşmanımın başına vermesin diye dua edilir. Çünkü yıllarca hastaneler yetersiz, bakımsız, personel yok, bugün git üç ay sonraya verilen randevular, yatak yok, doktor yok velhasıl kelam içler acısı bir durum.. Her insanın yaşamında, hastane ile ilgili hatırlamak istemediği anılar vardır. Şükürler olsun, günümüz Türkiye’sinde sağlık sorunlarımız hemen hemen çözülmüş durumda, hastaneler beş yıldızlı oteller gibi temiz, bakımlı ve düzenli..Yatak, doktor ve personel sıkıntısı olmadığı gibi her türlü sağlık araç ve gereçleri bakımından da gelişmiş durumda. Bugünlerde salgının yoğunluğuna rağmen hemen hemen herşey yolunda gidiyor. Gelişmiş ülkelerde bile bu şartlar sağlanmış değil. Yiğidi öldürelim haklarını yemeyelim. AK Parti iktidarının başardığı işlerden birisi sağlık sorunudur. Hastanede rehin kalmak nerde, evine kadar sağlık hizmetinin gelmesi nerde! Nerden nereye gelmişiz.

                     MÜBAŞİR BAĞIRMIYOR

           Yine düşmek istemediğimiz bir kapıda mahkeme kapısıdır. Bu konudaki sıkıntıların dile getirildiği bir çok söz hala gümdemde yerini korumaktadır. ‘Paran yoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol. Ananı seven kadı kimi kime şikayet edeceksin. Mahkeme kapılarında sürüm sürüm süründürürüm’ gibi halkın yargıya olumsuz bakışın yansımalarıdır. Birde bunun üstüne zırt pırt yapılan darbe dönemlerindeki yargılamalar yıllar geçse de derin bir yara olarak kanamaya devam etmekte. Çok eskilere gitmeyeyim bazı çarpıcı örnekleri vermek isterim. Kumpas kurularak Nazım Hikmet 12 yıl hapis yatmıştır. Menderes ve arkadaşları idam edilmişlerdir. Ayrıca işlediği suçlar idamı gerektirmediği halde Deniz Gezmiş ve arkadaşları asılmışlardır. 17 yaşındaki Erdal Eren idam edilmiştir.12 Eylül’de hem sağdan, hem soldan diye gençler idam edilmişlerdir. 28 Şubat döneminde hakimler generallerin karşısında hazırola geçmişler, binlerce insan haksız yere tutuklanmışlardır. Velhasıl kelam bizim yargı tarihimiz hiç de parlak değildir. Olağanüstü yaşamaktan bir türlü kurtulamadık. En son Ergenekon davalarında, 17-25 Aralık olayında, Mit Tırları davalarında Fetö’cü hakim ve savcılarının ortaklaşa hazırladıkları komplolarla yargımız şirazesinden çıkartılmıştı. 15 Temmuz’dan sonra 4500’e yakın hakim ve savcı yargıdan ihraç edildi. 15 Temmuz darbesinden sonra ki yargılamalar çok yoğun olduğu için, bazen hatalı kararlar da alınmış olacağı için kararlar tekrar tekrar gözden geçirildi. Tabii bununla darbecileri ve onları destekleyen çevrelerin memnun olması beklenemez. Buna karşılık Türkiye’de önemli reformlara imza atan AK Parti hükümetleri yargıda yeniden bir reform hazırlayarak kamuoyunun karşısına çıktı.

      9 Amaç, 50 hedef ve 393 faaliyeti içeren İnsan Hakları Eylem Plan’ını 3 Mart günü Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan kamuoyuna ayrıntılarıyla anlattı. Gerçekten bu plan 2 yılda gerçekleştirilirse Türkiye çağdaş, modern bir hukuk devleti haline gelebilir. Gerçi bu plan açıklanınca muhalefet “Bu plan nerden çıktı samimi değil, seçime hazırlık yapıyorlar, yapmazlar,şimdiye kadar niye yapmadılar” gibi argümanlarla yargıda yapılacak iyileştirmelere sırtlarını dönüverdiler. Gerçekten demokrasi ve hukuk devleti kurmak isteniyorsa muhalefete büyük görev düşüyor. Geç kaldın, samimi değilsin gibi sözleri bir yana bırakıp; şu konularda yetersizlik var, şunları da ilave edelim, bak bunların takipçisiyiz yapmadığınız zaman hesabını sorarız gibi yargı reformlarına sahip çıkarak kamuoyunun desteği alınmalı. Getirilecek yasalardan yalnız AK Partililer mi yararlanacak. Meseleye Erdoğan’ın seçimi kazanması değil, Türkiye’nin kazanması diye bakmalıyız. Eğer olumsuz bakarsanız seçmene ne diyeceksiniz. Demokrasi önündeki engelleri kaldırmaya destek vermezseniz, seçmen size hem inanmaz, hem de sandığa gömer bilesiniz.

               BİR TWEET’LE DAĞILACAKSA

       Dünya Kadınlar Günü nedeniyle İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı sayın İmamoğlu bir tweet atarak; Meral Akşener’le, Pervin Buldan’ın birlikte kadınlar gününü kutlamış. Vay efendim Meral Akşener’i Pervin Buldan’la nasıl yan yana koyarsınız diye İ.P’liler ortalığı ayağa kaldırdılar. En sert demeci de Yavuz Ağıralioğlu “Cinayet şebekesine mesafesiz partinin siyasetçileriyle bizim genel başkanımız yan yana getiremezsiniz” veriyor. Buna benzer tweetlerini önü arkası kesilmiyor. İşin ilginç yanı; belediye seçimlerinde yan yana değil miydiniz. Kılıçdaroğlu ne diyor; aslında Millet İttifakı’nı parçalamak istiyorlar, diyerek daha geçenlerde HDP ile ittifak yapmadık derken yalan söylediği açıkça ortaya çıkıverdi. Eğer ittifakınız bir tweetle bozulacaksa vay o ittifakın haline, daha durun önünüze ne yollar çıkacak o zaman ne yapacaksınız. Kandil’dekiler habire ittifakınıza taktikler veriyor, neden bir cevap vermiyorsunuz beyler. Yoksa kayıkçı dövüşü mü yapıyorsunuz. Tabandaki milliyetçi seçmene şirin gözükmek için HDP’ye saldırarak iyi polisi mi oynuyorsunuz. Peki noldu sonra; Akşener arkadaşlarımız beğenmedi ama ben beğendim dercesine konuyu ılımlaştırıverdi. Bugünde öfkeli konuşmasıyla Bahçeli ve arkadaşlarına ağır sözler söyleyerek Tweet konusuna hiç değinmedi. Tozları halının altına süpürerek olaylardan kaçamazsın. Çünkü düğme baştan yanlış iliklendi. Ne kadar inkar ederseniz edin, HDP’yle birlikteliğinizi saklayamayacaksınız.

Kalın Sağlıcakla.



Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —