‘ALLAH AYAĞINI DOLAŞTIRSIN’ DİYE BOŞUNA DENMEMİŞ!
Gezi Kalkışmasından sonra yaşananlara baktığımızda sanki bir film şeridi gibi olaylar peş peşe sıralanmakta. Birkaç ağaç kesildi diye başlanan ‘samimi’ protestoların nereye gittiğini gördük. Ardından Fetö’nün kasetleri ardı ardına geldi. Zamanın Başbakanı tüm bu olaylar karşısında yalnızım diye şikayet ediyordu. Ne yani ülkenin Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Dışişleri bakanı, Ekonomi Bakanı yok muydu?. Vardılar tabii. Hiç unutmam devrin Cumhurbaşkanı Gül; geziciler için masum çevreciler derken, yasadışı dinlemeler içinde ‘Benim dinlenecek gizli bir şeyim yok’ derken yasadışılığı mazur gösteriyordu. Gerçi bu bilgileri daha önce defalarca dile getirmiştim. Ama bugünlerde yeni bir olay patlak verdi. 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’ın seçilmesi için meclis başkanlığına oy vermesine karşın, gizli gizli Abdullah Gül’ün çatı adayı olması için çalışmalarda bulunmuş, görüşmelere katılmış. ‘Hatta görünür değildim ama işin tam göbeğindeydim’ diye övünerek yaptığı sahtekarlığı, ikiyüzlülüğü ve yaptığı ihaneti anlatmış. Görüşmelerde kimler var; Abdullah Gül, Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu ve Ali Babacan.. İ.P’den gelen (Akşener’den değil) itiraz işi bozuyor. Babacan; ‘bu yüzden 5 yıl Türkiye kaybetti’ diyor. Oradakilerin bir tanesi de çıkıp; madem Türkiye’nin kaybedeceğini biliyordun da niye Erdoğan için imza verdin diye sormamışlar. Ayrıca TV’deki sözde anlı şanlı gazeteciler Babacan’a; sen o zaman AK Parti üyesiydin, partine ve liderine bu ihaneti yaptığın için yüzün hiç kızarmadı mı?. Hadi onu da geçelim. Kafam kopuktu diyorsun, 2018 Haziran’ından sonra istifa etmek için neden 9.Temmuz.2019’u bekledin diye sorulmaz mı?. Yoksa sana verilecek bir görevimi bekliyordun. Tüm bu bilgileri kamuoyu Babacan’ın ağzından öğrendi. Bütün bu olanları, Türkiye kamuoyu kişiliksiz, onursuz ve ihaneti onaylayacak bir halk mı, eyyyy Babacan! Muhalefete bak ben neler yaptım sizin için diyor. E.. bizim oralarda bir laf vardır, ‘Allah ayağını dolaştırır’ artık bundan sonra ağzıyla kuş tutsa fayda etmez. Bir cümlede soru soran gazeteci için söyleyeyim. Pat diye göbeğindeydim deyince burada bir iş var diye üzerine yürüdü, iyide yaptı. Geçen gece bir TV yayınında saatler boyu Babacan’ın yaptığının makul görülmesi için ne taklalar attı bir bilseniz. Neymiş bu olaylardan her zaman yaşanmış falan filanda. Muhalefet cephesinden bayağı fırça yemiştir. Gerçi bir zamanlar Ülkücüymüş demek ki depreşti.
SİZ ÖLDÜRMEYİ BİLİRSİNİZ
2009 yılında Davos’ta yapılan toplantıda o gün Başbakan olan sayın Recep Tayyip Erdoğan Şimon Perez’in yüzüne karşı aynen şunları söyledi. ‘Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları öldürdüğünüzü biliyoruz’. O tarihte Erdoğan bunları söylediği için Siyonistlerin içerdeki dostları diplomasiyi gerekçe göstererek Erdoğan’ı eleştirdiler. Hatta AK Parti içindeki AKP’liler (Şimdi açığa çıktılar) bile Erdoğan’a kızdılar, başımızı belaya sokacaksın diye. Ama yıllarca bu zulüm devam etmekte. Bugünde onlarca çocuk yaşamını yitirdi. Daha dün hamile bir kadın çocuğu ile birlikte saldırı sonucu yaşamını kaybetti. Kendilerine uygar medeniyetin temsilcileriyiz diyenler neredesiniz, kutup ayılarına gösterdiğiniz ilgiyi Filistin’li çocuklara niye göstermiyorsunuz. 1970’li yıllarda Filistin’e biz sahip çıktık diyenler bugün neden susuyorsunuz. Yoksa sizin solculuğunuz Biden solculuğu haline mi geldi. Geçmiş Ramazan Bayramı’nızı tebrik ederim.
Kalın Sağlıcakla.