AĞAM BİZ BU MERETİ NİYE YEDİK?
Bir yıldan bu yana 6 siyasi partinin Millet İttifakı adını verdikleri oluşumun seçimlerde birlikte hareket edebilmek ve ortak bir cumhurbaşkanı adayı belirlemek için yaptıkları çalışmalar Cuma günü hüsranla sonuçlanmıştı. İttifakın ikinci büyük partisi İ.P’in Genel Başkanı Meral Akşener kamuoyuna zehir zemberek açıklamalarla masadan ayrıldığını duyurmuştu.
Başta CHP olmak üzere muhalefete mensup tüm partililer Akşener’i linç etmeye başladılar. Hatta masadan ayrılışına neden olarak Erdoğan’ın bile günahını aldılar. Gerçi bir yıldan bu yana Kılıçdaroğlu’nun adaylığı söz konusu olduğunda ‘durun bakalım kazanacak aday’ olması gerekir diye konu geçiştiriliyordu. Hatta İmamoğlu’nun açıktan, Yavaş’ın el altından adaylık konusundaki faaliyetleri aşikar haldeydi. Son olarak masadaki küçük partileri yanına alan Kılıçdaroğlu Akşener’e işte kapı, işte pencere diye rest çekti. Akşener’de ertesi günü yaptığı açıklamalarla masayı deviriverdi. Yaptığı açıklamayla geri dönülmez bir yola girdi. Ne dedi; “İ.P kıskaca alındı. Şahsi hırslar Türkiye’ye tercih edildi. Altılı masanın millet iradesini kararlarına yansıtma kabiliyetini kaybettiğini, masanın kumar ve noter masası” olduğunu söyleyerek köprüleri attı.
Klavyenin başına oturduğum sırada Akşener masaya geri döndü haberleri medyada yankılanmaya başladı. Şaşırmadım diyen varsa inanmam. Açıklamalardan sonra hem CHP cenahından, hem İ.P’den ayrıca umudu ittifaka bağlamış her çevreden hakaret içerikli mesajlar sosyal medyada yerini almışken; nasıl olurda masa tekrar kurulur. Kısaca Akşener geri vites yaparak Kılıçdaroğlu’na teslim oldu. Haberden sonra daha evvel de yazmıştım bu fıkrayı tam da cuk oturdu.
AĞA MARABA VE FAYTON
“Köyün ağası marabasına faytonu hazırla şehre gidecez demiş. Köyle şehir arasında bayağı mesafe varmış. Ağanın canı sıkılmış, yolda gördüğü taze manda gübresini görünce muhabbet olsun diye marabaya bu gübreyi yersen faytonu ve atları sana veririm demiş. Maraba yapma ağa, etme ağa ben bunu nasıl yerim derken, bir yandan da ben bu arabayı ve atları alabilmek için yıllarca çalışsam alamam, varsın gözümü kapatayım yiyeyim sonra ağzımı yıkar temizlerim diye düşününce gözünü kapatıp bir iki lokmada götürmüş. Ağa keyfinden gülerken maraba içinden ‘ne yaptın ulan kimse duymasa bari’ diye başlamış derin derin düşünmeye. Uzatmayalım. Ağa şehirdeki işlerini bitirmiş tekrar köye dönmeye başlamışlar. Dönerken ağa kendi kendine ‘Lan oğlum bunun için fayton ve atlar verilir mi? Ben köylüye ne diyeceğim’ diye söylenirken, marabayı da bir düşünce almış ki sorma gitsin. ‘Lan oğlum karnını zor doyuruyorsun, bu atları nasıl besleyeceksin’ diye düşünürken birden yolun ortasında buram buram dumanı tüten gübre yığınını görünce gözleri ışıldamış, ağam bu gübreyi yersen sana faytonu ve atları geri veririm’ deyince ağa bayağı sevinmiş, tamam demiş gübreyi yemiş, ikiside rahatlamış.
Köye girmek üzereyken maraba ağaya; ağam biz köyden çıkarken fayton ve atlar senindi. Köye geldik fayton ve atlar yine senin. Peki biz bu meretleri niye yedik deyince ağa yığılıp kalmış. Kıssadan hisse ağayla maraba yese karnım yanmaz, sözde tarafsız gazeteciyim, sanatçıyım diyenlerde bu mereti yediler. Şimdi kamuoyuna nasıl izah edecekler. Kalın Sağlıcakla.