RAMAZAN'I ŞERİF ve MİLLÎ EĞİTİM
Ramazan'ı şerifin başlamasıyla tüm ülkemizde manevî bir hava esmeye başladı.
Milli eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin'in imzasıyla, Ramazan ayı boyunca Türkiye genelindeki okullarda, "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı eğitsel ve sosyal etkinlikler gerçekleştirilecek. Etkinliklerde adalet, merhamet ve vatanseverlik gibi millî ve manevi değerlerin öğrencilere kazandırılması hedefleniyor.
İlk Teravi'de camiler çocuklarımız tarafından şenlenmiş, cıvıl cıvıl bir hale gelmiştir. Onları sevindirmek namaz ve camiyi sevdirmek adına dağıtılan hediyeler ve sıcak çay ikramı da bir başka güzeldi.
Aslında Türkiye'de top yekün milli eğitim müfredatı baştan sona değişmeli, özümüze dini ve milli yapımıza uygun bir hale getirmelidir.
Buna eskiler "ilim ve bilim at başı bir arada gitmelidir demişlerdir." Zira dinsiz bilim insanı zalim, acımasız maddiyyun yaparken. Bilim'siz din'de, insanı bağnaz ve dünya işlerine karşı lakayd hale getirebilir..
Nesillerimizi dini - milli yetiştirmezsek; O zaman yaşantımız, icat ve buluşlarımız yıkmaya, kırmaya, nefsaniyete yönelik olacağından, buda sadece gösteriş, makam, mevki ve çıkar amaçlı acımasız, ruhsuz, neme lazımcı nesiller yetiştirmemize sebebiyet verecektir.
Medeni çağla hatatımıza giren teknoloji, bize hizmet edecekken, korkarım biz onlara esir düşüyoruz. Nesillerimiz hızla robotlaşan, tüm insani değerleri kaybeden, yiyip, içip sızan, gayesiz, makineleşen nesiller yumağı haline geliyorlar..
Bugün insani değerlerin tepetaklak olduğu bir dönemdeyiz. Erkek - Kadın giyim, kuşam hal hareketleriyle ya birbirine benzemiş, yada gerçek hüviyetinin dışında bir yaşam tarzına bürünmüş durumdalar.
Gençler sapkın ideolojilerin baskısı altında, iki arada bir derede kalmış, meçhul vadilerde, çıkmaz sokaklarda yol almaktadırlar. Bizi daha medeni, daha vicdanlı, daha çalışkan ve verimli yapması gereken gelişmeler, bizi düşünmekten, çalışmaktan, paylaşmaktan uzak, hazırcı, çıkarcı robotik bir hale getirmiş durumdadır.
Misali; bugün olduğu gibi; Yetişen nesillerin yaptığı diziler dinî, milli, örf, adet ve eğiticilikten uzak, bin beter şeyler sergilenmektedir. Aynı kadına veya erkeğe aşık kardeşler, sapık ilişkiler, gay temalı senoryalar, hep belden aşağı içi boş yapımlar ve kolay yoldan para kazanmaya özendirici, hayat tarzları sergilenmektedir.
Bu misalleri dahada artırabiliriz. Bugün kelli felli insanları, pek çok sanatçıları, sporcuları, bazı siyasileri, işadamlarını ne yazık'ki karanlık yapılar içinde görmekten büyük üzüntü duyuyoruz.
Okullarda beyinler köreltilmiş, vicdanı ve acıma duygusu olmayan insan toplulukları yetişiyor. Bunlara karşı yüksek ahlaklı dindar ve milli ruha sahip insanlar yetiştirmek zorundayız ..
Bir ülkenin geleceğini mahvetmek! "Dini, milli" inançlarını öldürmek Kur’an, sünnet ve milli değerler çizgisinden uzaklaştırmakla olur.
Neslimizi fizik, kimya, astronomi alanında yetiştirirken, fikri. Ahlaki, inanç olarak ta sağlam yetiştirelim ki, böyle zalimler içimizden çıkmasınlar.!
(Neden bana yan baktın, omuz attın? Değil! "Affedersin" "özür dilerim" veya "Hakkını helal et" diyebilen nesiller yetiştirelim.)
Bizim kendi değerleriyle büyüyen, dışa bağımlılıktan kurtulmuş, kendi evlatları tarafından yapılan milli fabrikalarında, kendi ordu ve milletinin tasarladığı faydalı çalışmalar yapan nesillere ihtiyacımız vardır.
Bizim bağrımızdan çıkmış, bu halkın değerleriyle dolu, kursağına helal lokmadan başka girmemiş, Moskofun, Amerika'nın dış Mihrakların maskarası olmamış; dik, doğru, zikzak yapmadan durabilecek, “Fatih Sultan Mehmet’ler” misali, yöneticileri yetiştiren Akşemşettin çizgisinde eğitimcilere ihtyacımız vardır.
Hapishanelerin boş olduğu, okulların, camilerin, kültür merkezlerinin, spor komplekslerinin dolu olduğu, insani değerlerin revaçta olduğu bir eğitime ihtiyaçımız vardır.
Dünya sıralamasında; İkinci, üçüncü sınıf olarak dünya arenasından dışlanmak değil, başrollerde sözü dinlenen, yaptırımı olan her şeyiyle örnek bir Türkiye'ye ihtiyacımız vardır.
Siyaset alanında, fikir bazında, ekonomide, pratik yapabilen, plan projeler sunabilen, her alanda bizi yüzdürebilecek, yalansız, dolansız hizmet eksenli, güçlü siyasetçilerin yetiştiği nesillere ihtiyacımız vardır.
Tıpta, fizik, kimya, astronomide, dünyanın bir adım önüne geçmiş, üstün buluşlar, önemli icatlar sunan, nesillere ihtiyacımız vardır.
Bugün Gençlerimiz aşırı özgür, hazır cevap, geniş imkanlara sahip olmalarına rağmen, bir o'kadar içine kapanık, toplumdan kopuk, idolsuz, nemelazımcı yaşamaktadırlar.
Terbiye sistemleri batı"laşmış, çocuklarımıza kendi örf - adetlerimize uygun eğitim vermekten yoksunuz. Evde, okulda, sokakta hiç bir anne babanın müdahale hakkıda yoktur..
Velhasıl; Din ilimleri ve bilim bir arada okutulmalı ve Her işe Allah'ın ismiyle, Bismillahirrahmanirrahim diyerek başlanmalı, her şeyde rızai ilahi aranmalıdır...
(Tarihî bir bilgi)
Sayın Turgut Özal zamanında Japon eğitim uzmanları gelmiş ve ülkemizin eğitim sistemini incelemiş, Sayın Özal'ın bürokratlarının da hazır bulunduğu bir ortamda raporlarını sunmuş ve sonuç olarak şunu söylemişlerdi: “Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!” Turgut Özal'ın “Nasıl?” sorusu üzerine şunu anlatmışlar: “Biz Japonya'da okula başlayacak çocuklarımıza milli ruh şoklaması yaparız. Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir, dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir ülkemizin gücünü gösteririz. Sonra da bu yavrularımızı alır Hiroşima ve Nagazagi'ye götürür, orada atom bombası atılan ve yıllardır ot dahi bitmeyen alanları gösterir deriz ki: Eğer siz çalışmaz, bilinçlenmez ve az önce gördüğünüz teknolojiye sahip olmak için çalışmazsanız sonunuz böyle olur.”
Bürokratlardan biri atılır: “Ama bizim Hiroşima'mız yok ki!”
Japon uzmanın cevabı tokat gibidir: “Sizin Çanakkale'niz on Hiroşima eder!”
(Kul Ahmed-i)
