Bizi biz yapan, geleceğe hazırlayanda, geçmişimizin bize miras bıraktığı güzellikler, sağlam ve yıkılmaz alt yapılar değilmi'dir?
Bugün! Her bölgesinde ayrı bir iklim, kendine özgü konuşma, şive farklılıkları, yemek kültürleri ve kendine has güzellikleriyle gönlümüzü ve fikrimizi süslemektedirler.
Yine bulunduğumuz kaza ve köylerin kendi iç dünyalarından doğma şiirleri, türkü, şarkı ve manileri mevcuttur. Hepsi manalı, anlamlı ve insanımızı düşünceye sevk eden eğitici bir güzelliktedir.
Güzel Çankırı’mızı! Ankara, Kastamonu, Zonguldak, Çorum, Karabük gibi iller sarmalamış. Zaman olmuş bu illerle birlik olmuş ayrı düşmüşüz, zaman olmuş, kültürlerimiz bir birleriyle harmanlanmış, kol kanat gibi kardeşlik kurmuş, çok geniş bir coğrafyada mozaikleşmiş ortak değerlere sahibiz.
Ayrı bir tarih olgusu, kendini tanıtan tabii güzellikleri, kuru mevsimi, temiz havası vardır. Türküleri hisli, acılı bazen taşlı, bazen de sevda yüklüdür.
Penceremin altında da a beyim
Zerdali dalı mısın?
Düşkün düşkün duru yonda a beyim
Benden sevdalı mı sın?
Hep kara leylide bakışır aman
Kaşları gözlere yakışır aman.
Bağrında binlerce Âlim, düşünür, fikir adamları yetişmiştir. Milletvekilinden valisine, emniyet müdüründen doktoruna, araştırmacısından öğretmenine, sayamayacağımız kadar her makam ve mevki de görev almış, yüz akı hemşerilerimiz meşhurdur.
Çankırı, belden aşağı havaları ve köçekleri olan bir yer değildir. TV kanallarında belden aşağı sex kokan yayınlarla, yozlaşmış ve bozulmuş eğlencelerle, Çankırı'lının hiç bir alakası, bağlantısı yoktur.
Bozulmamış yöreyi anlatan bozlak, oyun havaları, uzun havalar, kına havaları, düğün türküleri ve folkloru. Ney, kaval, klarnet, zilli maşa, çalpara, gibi çalgı aletleri meşhurdur. Bu gün bunlar unutulmaya bırakılmıştır.
Yavan, bizi bilmeden anlatan, ilim irfandan yoksun, Dini duygu ve düşüncemizden uzak, bizden olmayan örf ve adetler, her ne kadar bizdenmiş gibi lanse edilse de, asla bizimle alakası yoktur.. Biz, bizi biz yapan değerlerimizi unutmayalım ve sahip çıkalım.
Şimdilerde bizim, hakiki “Ahiliği andıran” yaren gecelerimiz, sevgi, saygı ve hürmet aşılayan değerlerimiz, nerede?
Türkü, şiir mani ve oyunlarımız, yemek kültürlerimiz dünyaya örneklik teşkil eden misafir perverliklerimiz, her hal hareket ve sözünde, buram-buram tarih, edep ve İnsana hizmet kokan güzelliklerimiz nerede?
Bu konularda bilge insanlarımıza, araştırmacı ilim erbabına, dernek ve STK lara çok iş düşmektedir.
Biz diğer illere bakarak hızla göç vermemizin, erimemizin, Türkiye şartlarında maddi, manevi geri kalmışlığın nedenlerini, altındaki sebepleri de sorgulamak zorundayız.
Oysa elimizde Nasrettin hocamızın dediği gibi; Helva yapacak her şeyimiz var. Bürokrasinin en üst seviyesine yükselmiş, ülke yönetiminde söz sahibi elit hemşerilerimiz, bizi bir arada, diri, bağlı ve ileri götürecek mayamız, güçlü bir geçmişimiz vardır.
Bütün bunlara rağmen hala biz dağınık, kopuk ve derbeder yaşıyorsak?. Ya biz eldeki değerlerden bihaberiz veya kıymet verdiklerimiz, hemşehrilerimiz, Çankırı meselelerine karşı lakayd davranmaktadırlar.
Tuzumuz dünyada bir numara sağlık, temizlik ve tüm alanlarda kullanmasını, turistik hale getirmesini bilemedik.
Yemek kültürümüzü, Kavurga, panayır helvası, yogo aşı, tirit, cızlama, pıta hamuru vs buna benzer daha pek çok tatları, ülke ve dünya mutfak ve marketlerine kazandıramadık.
Kendi tarihiyle ve tabii yapısıyla uyum içerisinde, türbeleri, yaş ve kış turizmine müsait güzellikleri, şifa sunan kaplıcaları, anlatamamış ve sahiplenen olmadığı için uykuda kendi kaderine terk etmişiz. Bu güzel beldemize, neslimize ve geleceğimize geç olmadan sahip çıkalım.
Bu vesileyle Çankırı'mıza emeği geçmiş, çiddi kafa yormuş, kurum, kuruluş ve derneklerimizi, yazar, çizerlerimizi, maneviyat dinamiklerimizi canı gönülden kutluyorum. ALLAH (CC) onlardan razı olsun.
Ahmet Ali Canbaz 23.01.2021
