Yıllardır gerçek yurtseverler ülkemizi sıkıntıya sokan sorunların kökenini açıklamaya çalışırken diplomatik dille ‘Dış Güçler’i işaret ederlerdi. Yöneticiler açıkça ABD emperyalizmi diyemezlerdi, çünkü sorunu daha da büyütmek istemezlerdi. Son yıllarda Erdoğan açıkça ABD’yi ve sömürgeci ‘Batı’yı dillendirmeye başlamıştı. Buna karşılık başta ana muhalefet olmak üzere Erdoğan’a karşı olanlar, dış güçler tanımıyla dalga geçtiler. Son olarak Terörsüz Türkiye için yola çıkıldığında ne yapacaklarını şaşırdılar. Birde bunun öncülüğünü MHP lideri Bahçeli yapınca kafaları allak bullak oldu. O günlerde pek bir anlam veremediler, hatta Bahçeli’yi
hain bile ilan ettiler. Hem Erdoğan ve hem Bahçeli sürekli olarak ‘İç Cephe’den bahsediyorlardı. Adamı yatağından karısıyla kaldırıp kaçırıyorlar, halkın büyük çoğunluğunun sesi çıkmıyor. İşte ‘İç Cephe’nin önemi burada…
Maduro’nun İsrail’e tepki göstermesi, ABD’ye karşıtlığı Venezuela’yı ve Maduro’yu Türkiye’nin dostu olarak ifade edilmesi, bazı çevreleri Erdoğan’ı zora sokmak için provakasyon amaçlı, tahrik içerikli paylaşımları gördük. Özgür Özel Maduro’nun kelepçeli resmini paylaşarak ‘Erdoğan’a bu resme iyi bak’ diyor.Yıllarca Adnan Menderes ve iki bakanın idamını coşkuyla karşılayanlardan zaten ne beklenir?
ABD tek başına egemen olduğu için astığı astık, kestiği kestik anlayışıyla hareket ediyor. Aslında en güçlü olduğu zamanlarda, çürümenin başladığı anlardır. Dünya kapitalizmi zor günlerini yaşıyor, ABD gelecek tehlikeyi gördüğü için kendince önlem almaya kalkışıyor. Bu politikalarla kendini yalnızlaştırıyor, itibarını yitiriyor, aynı bir avuç Gazze nasıl İsrail’i bitirdiyse, Venezuela’da ABD’yi bitirecek. İnsan Hakları, Demokrasi, Özgürlük, Barış kelimelerini sopa gibi kullananların ağzını bıçak açmıyor. BBC yayınladığı genelgeyle Maduro’nun kaçırıldı ifadesine sansür koymuş. Ne denilecekmiş; Maduro yakalandı! Yazıklar olsun! Çürüme ve kokuşma bakın kimlere neler yaptırıyor. BBC deyince akan sular dururdu bir zamanlar!
BU TELAŞ NİYE
Başkanlık seçimlerine 2 yıl var iken, Erdoğan’ın 3.kez seçilme imkanı varken bazı muhalif gazetelerde ve TV kanallarında ortalık toz duman.. Neymiş; Erdoğan’dan sonra yerine kim gelecekmiş. Bilal Erdoğan diyenler var, Berat Albayrak diyenler var, Hakan Fidan diyenler var. Allah akıl versin. 2033’de de AK Parti’li başkanın seçim kazanacağını söylüyorlar. Muharrem İnce; adam kazandı dedi de, linç ettiler. Durun bakalım kim öle kim kala.
FARUK ÖZLÜ’DEN NE İSTENİYOR!
Sayın Özlü’nün başkanlığını ve yönetimini destekledim ve desteklemeye devam da ediyorum. Allah muhafaza Davut Güloğlu seçilseydi, bakın o zaman Düzce’nin perişanlığını… Bakanken Erdoğan, Düzce’yi ayağa kaldıracaksın diye görev vermesiyle kolları sıvayarak işbaşı yaptı. Elinden geleni yapmaya çalıştı. Yalnız şunu içtenlikle söyleyebilirim. Düzce’nin gelirini har vurup harman savurmadı. Yolsuzluk, rüşvet, irtikap gibi yüz kızartıcı, başını öne eğecek hiçbir davranışı olmadı. Bir projeyi bitirip, yeni proje peşinde koşturuyor. Yaptıklarını saymaya kalksam bu sayfalar yetmez. Peki hataları olmadı.? 7 yıla yakın görevde olup da hatası olmadı demenin anlamı var mı? Bir de şunu söylemek istiyorum. Görüşmelerimde edindiğim izlenim. Düzce’den bahsederken sanki çocuğundan bahseder gibi coşkulu ve heyecanlıydı. Demem o ki; Düzce’yi her Düzceli sever ama kimse Faruk Özlü’den fazla sevemez. Çünkü 24 saat Düzce’yle yatıyor, Düzce’yle kalkıyor. Yiğidi öldür hakkını yeme demişler. Kalın Sağlıcakla.


