Çerkeş Vuslat Haber
ALİ RIZA

EĞİTİM BİR SİSTEM MESELESİDİR

EĞİTİM BİR SİSTEM MESELESİDİR
26 Eylül 2019 - 0:18 'de eklendi.

EĞİTİM BİR SİSTEM MESELESİDİR

22 yıllık meslek hayatımda hep ortaokulda çalıştım. Ortaokul, (bir zamanlar 6,7,8, şimdi 5,6,7,8 sınıflar) çocuğun ilkokuldan liseye bir geçiş dönemi. Okullarımızın ilköğretim olduğu dönemlerde 4. sınıfların da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine girdim. 4. sınıflar tam bir çocuk. Daha saf ve daha temiz ve daha masumlar. Ancak ne hikmetse çocuklar özellikle 7. ve 8. sınıfa geldiklerinde davranışlarında olumsuz manada büyük bir değişiklik meydana geliyor.

Örneğin aşırı derece de sırayı karalamalar ve delmeler, duvarlarda ayakkabı izleri, sınıf duvarlarını binanın demirlerine kadar kazımak, sınıflarda çöp kovaları olmasına rağmen yenilen çikolata, kraker, bisküvi ambalajlarının yere bırakılması, ıslak mendillerin kullanıldıktan sonra yere bırakılması, içilen meyve suyu veya kola kutularının yere bırakılması vs. Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Hele ikili eğitim yapılan okullarda sabahçı öğrenciler sınıflarını tertemiz, pırıl pırıl bulurlar. Ancak öğlen evlerine giderken sınıflar çöplerle dolu. Sabahçı grubun okul çıkış saati ile öğlenci grubun okula girişi arasında 10 dakika var. Bu süre içinde görevlilerin sınıfları temizlemesi mümkün değil. Dolayısı ile öğlenci öğrenciler genellikle kirli sınıflarda eğitime başlarlar ve bu durumdan da son derece rahatsız olurlar. Ancak gelin görün ki aynı öğlenci öğrenciler bir sonraki yıl sabahçıdırlar. Ama bir önceki sene rahatsız oldukları durumun aynısını belki de fazlasıyla kendileri de yaparlar. Sınıflarını öğlenci arkadaşlarına pis bir şekilde bırakırlar.

Yıllardır bu durumun sebeplerini düşünürdüm. Hatta birkaç defa öğrencilerle sohbet ederek, anket düzenleyerek bu durumu araştırmaya ve anlamaya çalıştım. Yani çocuklara kısaca şu soruyu sorardım. Evinizde yapmadığınız bir davranışı okulda neden yapıyorsunuz?  Hangi psikoloji, içinde bulunduğunuz hangi ruh hali size bu davranışları yaptırıyor?  Hatta bu tür davranışları yapan öğrencileri uyardıktan sonra bazen şaka yollu ödev de veriyordum. Örneğin sırayı kazıyan bir öğrenciye evde aynı şekilde yemek masasını kazı veya evin duvarını binanın demirlerine kadar kazı sonra da sonuçlarını defterine yaz getir sınıfta paylaşalım.

Hâlbuki ki onlara anlatırdım; okul, eşyalar size verilmiş emanetler. Daha dikkatli olmanız gerekmez mi? Biz size temiz olmayı, yediğiniz bir bisküvi ambalajını, bir içecek kutusunu çöp kutusuna atmayı öğretemiyor muyuz? Sizde davranış neden haline getiremiyoruz? Sonuçta çöp kutusu 2 metre mesafede.  Çöpünü çöp kutusuna at(a)maman için aciz olman lazım.

Öğrenciler evlerinde yapmadıkları davranışları neden okulda rahatlıkla yapıyorlar diye düşünüyordum. Bunun cevabını katıldığım bir seminer de öğrendim. Meğer bizim çocuklar okulu hiç sevmezlermiş, okula zorla gelirlermiş, okulda mutlu değillermiş. Bunları neye dayanarak söylüyorum

İşte kaynak;

OECD raporuna göre;  70 ülke arasında öğrencilerin kendilerini okula ait hissetme oranı açısından Türkiye son sırada. Okula kendisini en az ait hisseden öğrenci grubu, bizim öğrenciler.

Meğer bizim öğrenciler kendilerini okula ait hissetmiyorlarmış, yani okula zorla geliyorlarmış.

OECD ‘Öğrenci Refahı Raporu’na göre, mutluluk açısından Türkiye son sırada.

Okula ait hisseden öğrencinin yaşamsal doyumu, ait hissetmeyene göre tam üç kat daha fazla.

Peki, çözüm ne?

Çocuklar;

Öğretmenin kendisini tanıdığını düşünürse,

Otorite değil sevgi/saygı ilişkisi kurarsa,

Sınıfta aşağılanmaz veya rezil olmazsa

Hata yapma lüksüne sahip olduğunu düşünürse,

Keşfetme fırsatı verilirse,

Okula ait hisseden çocuk hem mutlu hem de başarılı oluyor.(İtalik yazılar seminer notlarından)

 

Başarıyı sadece rakamlarda aramak, rekabetçi bir öğretim yaklaşımı, sadece test çözme mantığı, öğrencilere olumlu davranışlar kazandırmayı hedeflememek sorunları artırıyor. Altı yaşında melek gibi aldığımız bir çocuğu 8 yıllık eğitimin sonucunda davranış olarak nereye getirmek istiyoruz. Var mı böyle bir hedefiniz? Eğitim bir sistem meselesidir. Çözümü birazda sistemi oluşturanlar düşünsünler.

Ali RIZA

 

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
KÖŞE YAZARLARI
İLGİLİ HABERLER